Beykent Üniversitesi ile Bulgaristan Varna Free Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Yaşamın Kaynağı Su” sempozyumu, akademisyenleri, yazarları ve sanatçıları bir araya getirdi. Sempozyumda suyun yaşam için taşıdığı hayati önem farklı disiplinlerden bilim insanları tarafından ele alınırken, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki edebiyat ve sanat ilişkileri de kapsamlı biçimde değerlendirildi.

Etkinlikte Türk edebiyatçıların bir araya geldiği oturumlarda sanatın toplum üzerindeki etkileri, edebiyatın günlük yaşam içindeki yeri ve iki ülke edebiyatı arasındaki kültürel bağlar tartışıldı.

Sempozyumda Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel, Doç. Dr. Eleonora Tankova ve Prof. Dr. Hamdi Ünal, Prof Rositsa Petkova, Prof. Dr.Kapka Manasieva suyun insan yaşamındaki yeri ve çevresel, kültürel ve bilimsel boyutları üzerine sunumlar gerçekleştirdi.

Türkiye ile Bulgaristan arasındaki edebi bağlara değinen sanatçılar arasında Çevirmen ve akademisyen Mesut Şenol, Yazar Gülsüm Öz, Yazar ve oyuncu Nurcan Elver, Yazar İkrami Özturan yer aldı. Konuşmacılar, edebiyatın toplumsal yaşamın farklı boyutlarını yansıttığını ve iki ülke arasındaki ortak kültürel hafızanın edebiyatta güçlü biçimde hissedildiğini vurguladı.

Beykent–Varna Sempozyumunda Su Ve Edebiyat Tartışıldı 1

Britanya Türk Kadınları ünlü yazar Ayşe Kulin’i ağırladı
Britanya Türk Kadınları ünlü yazar Ayşe Kulin’i ağırladı
İçeriği Görüntüle

Yazar Mesut Şenol, sanatın toplum hayatındaki önemine değinerek edebiyatın insanların yaşadığı zorlukları ve toplumsal açmazları yansıtan güçlü bir ifade alanı olduğunu belirtti. Çeviri ile sınırların kalkması da bu sempozyumda hissedildi. Dünyanın bir ucunda yazılmış bir eseri çeviri sayesinde dünyanın öbür ucundaki topluluğun okuyabilmesinin önemi vardı.

Yazar ve sanatçı Gülsüm Öz ise konuşmasında yazdığı eserler dışında büyük ses getiren sosyal projelerinden söz etti. İki ülkenin ortak kültürel hafızasına dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün burada iki ülkeyi, iki dili ve iki ayrı siyasi coğrafyayı konuşuyor gibi görünsek de aslında tek bir hafızanın farklı seslerini dinliyoruz. Çünkü Bulgaristan ile Türkiye arasındaki edebi bağlar yalnızca komşuluk ilişkilerinden değil, ortak yaşanmışlıklardan, paylaşılan acılardan ve bölünmüş hayat hikâyelerinden doğmuştur.”

Yazar, şair ve oyuncu Nurcan Elver, çok yönlü sanat üretiminin insanın yaşamını zenginleştirdiğini ifade ederek, sahne sanatları ile edebiyatın bir arada yürütülmesinin kendisini daha güçlü bir insan haline getirdiğini dile getirdi. Bugüne kadar, başta ‘Olacak O Kadar’ oyuncu kadrosu olmak üzere sahnede sanatımı, roman ve şiir kitaplarımda edebiyatı içselleştirmenin beni daha iyi bir insan yaptığına inanıyorum,” dedi.

Yaşam Tarzı” başlıklı sunumuyla söz alan yazar ve sanat yönetmeni İkrami Özturan, sanat ve edebiyat alanında yetenek sahibi bireylerin hem kendilerine hem de topluma karşı üretken olma sorumluluğu taşıdığını vurguladı.

Sempozyumun kapanış konuşmasını yapan Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamdi Ünal, bilim ve sanatın desteklenmesinin ve iki ülke arasındaki kültürel iş birliğinin güçlendirilmesinin gelecek kuşaklara karşı önemli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Susuzluğun ve susuzluk temasının işlendiği “Susuz Yaz” filminden de örnekler verilirken susuzluğun ne kadar önemli olduğu önemi vurgulandı. Necati Cumali’nin eserinden uyarlanan ve 1964 Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülü alan filmde su sıkıntısı çeken köy halkı, yaşayabilmek için suya, su içinse su kaynaklarını arazisinde bulunduran Osman ve Hasan isimli kardeşlere muhtaçtırlar. Osman, arazisinde çıkan suyu kendi başına sahiplenmek ister, ancak suya fazlasıyla ihtiyacı olan diğer köylüleri karşısına alır.