Turkish Art Platform (TAP)’ın 10 Şubat 2026 tarihinde Londra Yunus Emre Enstitüsü ev sahipliğinde gerçekleştirilen resmi lansmanı, Birleşik Krallık’taki Türk sanat üretimi açısından yeni bir eşik oluşturdu. Türk sanatçıları için uzun vadeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yapı oluşturmayı hedefleyen TAP, “koruyarak genişleme” yaklaşımıyla hem mevcut sanat birikimini muhafaza etmeyi hem de sanatçıları uluslararası ağlarla buluşturmayı amaçlıyor.
Bu çerçevede sergiye nitelikli ve kavramsal derinliği yüksek bir eserle katılan sanatçılardan biri de Banu Bal oldu.
“Bizim için büyük bir değer”
Londra Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Dr. Mehmet Karakuş, Banu Bal’ın sergide yer alan eserine ilişkin değerlendirmesinde sanatçının alanındaki uzmanlığına dikkat çekti:
“Sanatçılarımızdan Banu Hanım, eserinin başında hakikaten çok beğenerek seçtiğimiz isimlerden biri. Kendisi bu işin İngiltere’deki en önemli uzmanlarından biri. Katılımı bizim için çok büyük bir değer. Kendisini her zaman aramızda görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.”
Bu sözler, Bal’ın yalnızca sergiye katılan bir sanatçı değil; aynı zamanda Birleşik Krallık’ta üretim yapan Türk sanatçılar arasında referans niteliği taşıyan bir isim olduğunu da ortaya koyuyor.
Seramikten Hafızaya Açılan Bir Alan
Avrupa Gazetesi’ne konuşan Banu Bal, TAP lansmanının atmosferinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, eserlerinin kavramsal arka planına dair önemli ipuçları verdi:
“Gerçekten çok heyecan verici bir atmosfer. Eserlerimizin seçilmiş olmasından da büyük gurur duydum. Kısa bir bilgi vermek isterim: Bunların hepsi seramik ama porselen eserler.”
Bal’ın çalışmaları, yalnızca malzeme ustalığıyla değil; zaman, hafıza ve hatırlama kavramlarıyla kurduğu ilişkiyle öne çıkıyor.
“Geçmişten günümüze gelen, yaşanmış ama güncelliğini yitirmiş gibi görünen; fakat yakından bakıp okuduğumuzda bize tekrar bir şeyler hatırlatan eserler bunlar. Amacım, onları yeniden güncellemek ve hatırlatmak.”
Bu yaklaşım, Bal’ın eserlerini dekoratif nesnelerden ayırarak hafıza taşıyıcıları hâline getiriyor. Porselenin kırılgan ama kalıcı doğası, geçmişin silikleşmiş izleriyle güçlü bir metafor ilişkisi kuruyor.
TAP ile Örtüşen Bir Duruş
Banu Bal’ın üretim anlayışı, TAP’ın “koruyarak genişleme” felsefesiyle doğrudan örtüşüyor. Geçmişten gelen anlatıları yok saymadan, onları bugünün diliyle yeniden görünür kılmak…
Bu bağlamda Bal’ın eserleri, TAP’ın yalnızca bir sergi platformu değil; kültürel sürekliliği yeniden okuyan bir yapıolduğunu da gösteriyor.
Sessiz, zarif ve düşünsel bir güç barındıran bu porselen işler; izleyiciyi bakmaya değil, hatırlamaya davet ediyor.




